Özel okullara teşvik sonuçları açıklandı
2014-2015 eğitim-öğretim yılında, özel okullarda okuyacak ve eğitim öğretim desteği almaya hak kazanan öğrencilerin isimleri "www.meb.gov.tr" internet adresinden açıklandı.
Filistinliler için ’Sina’ teklifine ret
Filistin Devlet Başkanı Abbas, kendilerine Filistinli mültecilerin yerleştirilmesi için Sina Yarımadası'nın bir kısmının Gazze'ye ilhak edilmesinin önerildiğini ancak bunu reddettiklerini söyledi.
Kabinede çözüm sürprizi: Arınç
Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığında kurulan 62’inci Hükümet’in sürprizi çözüm süreci oldu. Beklentilerin aksine Beşir Atalay’dan boşalan çözüm süreci koordinatörlüğüne, Yalçın Akdoğan değil, Bülent Arınç getirildi.
Saidî Kurdi’nin Şex Saidi Kimdir?

Saidî Kurdi'nin Şex Saidi Kimdir?

28 Nisan 2011 Perşembe 20:49
Molla Hamid: “Kezzap, ben sana ne zaman böyle anlattım. Senin bu anlattıkların tamamen uydurma ve yalandır.”

Türkiye Cumhuriyeti'nde özellikle “NURCULAR”ın arasında; çocukluğumdan beri başlayıp, şimdiye kadar, Şeyh Sa'id (R.Aleyh) Meselesi münakaşa edilegelmiştir.

“Şeyh Sa'id Hadisesi”ni saptırmak isteyenler, bunlar bunu bilerek yapmışlar ve de bunu yaparken mevcut sutatukonun şamsiyesi altına girip onun kuvvetine dayanmışlardır.

“Şeyh Sa'id Hadisesi” nedir, gerçeğini doğrudan doğruya ortaya koyup Allah (cc)nın indinde mesul olmamak isteyenler ise, bunlar devamlı surette bir takım sıkıntılı durumlar dolayısıyla sözlerini ince eleyip sık dokumaya mecbur kalmışlardır.

Şeyh Sa'id Meselesinde iki hususta sapıttırma vardır:

Birinci Sapıttırma:

Evet, bundan birkaç hafta evvel bir makale yazmıştım. Bu makale üstüne, bazı kimseler arasında Şeyh Sa'id Meselesi hararetle tartışıldı. Mesele hakkında, şöyle ki;

Ben 'Ankara Sağlık Koleji'nde okuduğum sıralarda; sanırım 1975 baharında, Bağlum'da bir bağa kıra gitmiştik. Cemaatten epeyce katılım vardı. Cemaatimiz büyüklerinden, Abdullah YEĞİN, Mustafa SUNGUR, Bayram YÜKSEL ve ayrıca Vanlı Molla Hamid de katılanlar arasındaydı.

Orada, 'Abeler' Üstad Said-i Norsi'yle olan hatıralarını dile getiriyorlardı. Üstadla olan arkadaşlıklarında ne varsa anlatıyorlardı.

Bir ara Molla Hamid Abe de Üstadla geçirmiş oldukları hatıralarını anlatmıştı. Anlatılanlar çok ilginç ve dikkate değer olmasından herkesin dikkatini çektiği gibi, benim de dikkatimi çekmişti. O sırada birçok şey anlatmıştı. Ancak, makalemizin uzamaması ve de konudan uzaklaşılmaması için, sadece “Şeyh Sa'id Hadisesi”ni sizlere aktaracağım.

Molla Hamid Abe anlatımında: Şeyh Sa'id Hadisesi yeni başlamıştı. Ben (Molla Hamid), Üstadın talebesi arkadaşım Molla Resul ve Üstad (Said-i Norsi) ile beraber Erek Dağındaki Medresemizde idik. Bir gün Kör Hüseyin Paşa yanımıza geldi. Üstadla özel ve gizli bir hususu görüşmek istediğini söyledi. Üstad ise;'Bu talebelerim, canımdan birer parça gibidirler, bunlardan hiçbir gizli/saklım yoktur. Siz rahatlıkla/açıkça konuşabilirsiniz.'

Kör Hüseyin Paşa dedi: “Şeyh Sa'id'in sizlere selamı vardır. Sizden, yapılan harekete iştirakinizi istemektedir. Talebeleriniz için bir miktar zekâtımı getirmişim, lütfen kabul buyurun.'

Üstad dedi:'Hüseyin Paşa, sizin memleketiniz de fakir yokmudur?! Sen bilmiyor musun ki, Şafiî Mezhebinde; eğer bir bölgede fakir varsa zekat o bölgeden çıkarılıp başka yara nakledilmez?! Zekâtını al götür kendi çevrenizdeki fakirlere dağıt, bu onların hakkıdır. Hem ben talebelerime hiç kimseden zekât/sadaka kabul etmemekteyim. Mevzuubahis mesele için ise, ben 'İstihareye Yatacağım', daha sonra size bir cevab vereceğim.'

Üstad istihare sonrası şöyle dedi: 'Ben hayrette kaldım. Ben Hadiseye karışmayacağım. Size de, ne katılın derim, ne de katılmayın derim.'

Bu söz üzerine, Kör Hüseyin Paşa; “Seyda, ti niha piştê mi keştand.[1] Yani “Hocam, sen şimdi benim belimi kırdın.” dedi. Ve devamla; 'Sen beni kararsızlığa koydun.' dedi ve geri dönüp gitti.”

Necmeddin ŞAHİNER, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi adlı eserin de özetle şöyle demektedir: (Sözüm ona) Bediüzzaman Said Nursi Kör Hüseyin Paşaya kızıp bağırdığı, 'Hadise'ye karşı çıkıp şöyle dediğini; bu hadisenin yanlış olduğunu ve Kör Hüseyin Paşayı da hareketten vazgeçirmeye çalıştığını.. ve (güya) B. Said Nursi'ye Şeyh Said'in bir mektup göndermiş olduğunu, mektupta onu harekete iştirake davet ettiğini.. B. Said Nursi ise cevabında: 'Türk Milleti asırlardan beri İslamiyet'in baytarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. … Bu şer'an caiz değildir. … Bu teşebbüsünüzden vazgeçiniz. …”[2]

Buna kaynak olarak Zübeyir GÜNDÜZALP'in hususi notlarını delil olarak göstermektedir ki, böylesi hayali ve sıradan bir iddia, bu kadar önemli bir konuya esas olamaz.

Bir zamanlar, Nurcular arasında; ileri – geri konuşmalar, münakaşa ve ihtilaflar oluştu. 1980'lerde (bizim, Envar Neşriyatı Abdulkadir BADILLI'dan aldığımız sıralar) Cağaloğlu'nda, Molla Hamid bize misafir olmuştu. Necmeddin ŞAHİNER'in yukarıda adı geçen eserindeki Şeyh Said'le ilgili kısmı O'na okumuştuk.

Molla Hamid bunun muhteviyatını kabul etmeyince, biz Necmeddin ŞAHİNER'i toplantıya/cemaate çağırdık, geldi.

Cemaat, Molla Hamid ve Necmeddin ŞAHİNER'in huzurunda, Necmeddin ŞAHİNER'in kitabındaki  Şeyh Sa'id'le ilgili kısmı tekrar okundu. Bunun üzerine Molla Hamid Abe sinirlendi ve parmağını Necmaddin ŞAHİNER'e uzatarak: “KEZZAB, BEN SANA NE ZAMAN BÖYLE ANLATTIM. SENİN BU ANLATTIKLARIN TAMAMEN UYDURMA VE YALANDIR. OLAYIN GERÇEĞİ İSE ŞÖYLEDİR. …” deyip yukarıda yazmış olduğumuz; Bağlum'daki anlattıklarının aynısını Cağaloğlu'nda da anlattı.

O zamanki cemaatte yapılan konuşmaları, bir teyp kasetine kaydetmiştik. Bu kaset halen Hacı Sıdık DURSUN'un yanında olması lazım. Hacı Sıdık DURSUN, kasetin içeriğini 1982'lerde 'Dava Dergisi'nde yayınlamıştı.

Necmaddin ŞAHİNER, bu yüzleştirme sonucunda söz verdi ki, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi adlı eser yapılacak yeni baskılarında, içinde yapılmış olan yanlışlıklar için gerekli düzeltmeler yapılacaktı. Verilen bu sözden sonra, şimdiye kadar defalarca bu kitabın baskıları yapılmış, ancak gereken hiçbir düzeltme yapılmamıştır.

Ayrıca şunun da bilinmesini isterim ki, Bediüzzaman Said Norsi Şualar/Müdafaalar[3] adlı eserin de, Afyon Mahkemesi'nde Şeyh Said Hadisesi'den bahsetmekte ve birçok konuya açıklık getirmiş. Yalnız, bu müdafaa şimdiye kadar henüz yayınlanmamıştır. Güya (bu 60-70 sene geçmesine rağmen) yayınlanma zamanı henüz gelmemişmiş ..??!! Öyle anlaşılıyor ki, Kıyamet Koptuktan sonra zamanı gelecek (!), o sırada da ona ihtiyaç kalmayacak..??!!

İkinci Sapıttırma:

Bir zaman Urfa'da Abdulkadir BADILLI'nın Büyük Dershanesinde, O'nunla Şeyh Said Hadisesi'ni konuşuyorduk.

Ben kendisine dedim: “Abê, B.S.N.nin Tarihçe-i Hayatı sayfa: 150, Barla Hayatı[4] kısmında bahsedilen konu Üstadın sözleri değil. Çünkü mana itibariyle R.Nurun temel anlamıyla uyuşmuyor.

Bunun üzerine, bana dedi: 'Sen öyle anlıyorsun. Senden başka öyle anlayan yok.' Tam o sırada, bir genç dershanenin avlusunda abdest almaktaydı. Onu çağırdım, geldi. O yeri kendisine okuttum. Ve ben kendisinden ondan ne anladığını sordum. Verdiği cevapta, ben daha önce ne demişsem oda aynısını ifade etti. Ben Abdulkadir BADILLI Abiye dedim; demek benden başka kimselerde böyle anlıyorlar.

Bunun üzerine, dedi: 'Zaten, bu sözler Üstadın sözleri değildir.'

Yıllar sonra, sanırım 1998 idi. Bir gün Ali İLHAN Abdulkadir BADILLI ağabeyi Urfa'daki Radyo Medya'ya davet etmişti. Kendisiyle canlı bir röportaj yapmıştı. Röportajda Şeyh Said Hadisesinin bahsi geçmişti. Abdulkadir BADILLI cevabında, Molla Hamid Abenin rivayetini anlatmıştı. Necmeddin ŞAHİNER'in iddialarını reddedip yalanlamıştı.

O zaman Ali İLHAN yapılan röportajı kasete kaydetmişti. Öyle sanıyorum ki o kaset hala duruyor.

Daha sonraları, bir takım yazı ve konuşmalarda gördüm ve duydum ki; doğru olarak söylemiş olduklarından dönüş yapmış ve Necmeddin ŞAHİNER'in iddialarını söyler olmuş.

Yine şunun da bilinmesini isterim ki; “B.S. Norsî'nin harbûderblere çağırılması söz konusu olmuştur.” Ancak, bu mesele de bazıları tarafından kasıtlı olarak bir takım karışılıklar oluşturulmuştur. Mesele şudur;

B.S. Norsî, Şualar kitabı – Afyon Müdafaanamesinde mesele şöyle geçmektedir (ki bazıları bunu hem değiştirerek ve hem de ilgisiz olarak Şeyh Said Hadisesiyle bağ kurmaya hatta olayın kendisiymiş gibi gösterilmeye çalışılmıştır.)[5]:

“Eski harb-i umumîden biraz evvel, ben Van'da iken bazı dindar ve muttaki zatlar yanıma geldiler. Dediler ki: 'Bazı kumandanlarda dinsizlik oluyor, gel bize iştirak et. Biz bu reislere isyan edeceğiz.' ”

Ben de dedim: 'O fenalıklar ve o dinsizlikler, o gibi kumandanlara mahsustur. Ordu onun ile mesul olmaz. BU OSMANLI ORDUSUNDA belki yüzbin evliya var. BEN BU ORDUYA KARŞI KILINÇ ÇEKMEM VE SİZE İŞTİRAK ETMEM.[6]' O zatlar benden ayrıldılar, kılınç çektiler, neticesiz Bitlis hadisesi vücuda geldi. Az zaman sonra, harb-i umumî patladı. O ordu, din namına iştirak etti, cihada girdi. O ordudan yüzbin şehidler evliya mertebesine çıkıp beni o davamda tasdik edip kanlarıyla velayet fermanlarını imzaladılar.”

B.S. Norsî, yine bu meyanda, konu hakkında şöyle deyip konuyu berraklık sonlandırmıştır. Kastamonu Lhakasında[7]:

“Eski Said'in İttihad Terakki Komitesi'ne şiddet-i muhalefetiyle beraber, onların hükûmetine ve bilhassa orduya karşı tarafgirâne yüksek takdiratı ve iltizamları ise, bir hiss-i kablelvuku ile, YAĞI İÇİNDE BULUNAN O CEMAAT-İ ASKERİYEDE ve o cemiyet-i milliyede bir milyona yakın evliya mertebesinde olan şüheda altı yedi sene sonra tezahür edeceğini hissetmiş, ihtiyarsız olarak, meşrebine muhalif, onlara dört sene tarafgir bulunmuş. sabık HARB-İ UMUMÎ ÇALKAMASIYLA O MÜBAREK YAĞI ALINDI, YAĞI ALINMIŞ BİR AYRANA DÖNDÜ. Yeni Said dahi Eski Said'e muhalefet edip mücahedesine döndü.”

Bundan sonrası için, yorumu size bırakıyorum. Allah'u Teala (CC), iyi, berrak ve açık bir feraset versin. 

Gazetekurd


[1] Molla Hamid Abe konuşmasını bir Kürd'ün Türkçe ağzıyla yaparken sadece bu kısmı Kürdçe olarak ifade etti. A.Y

[2] Necmeddîn ŞAHÎNER, Bilinmeyen Taraflariyla Bedîüzzeman Saîd Nursî, r. 236 - 238

[3] B.S.N. Şualar. Afyon Müdafaası, Mahkeme-î Kübra'ya Şekvanın Onuncu Maddesi, r. 422. B.S.N. Müdafaalar.

Zehra yayıncılık, r. 256

[4] B.S.N. Tarihçe-i Hayat, Barla Hayatı. r.150

[5] B.S.N. Şualar. Envar Neşrîyat. r. 334

[6] B.S.N. burada herhangi bir 'ırk' ve 'torunlar'la ilgili ibare yokken ve de Olay Şeyh Said Hadisesinden 13 yıl önce olmasına rağmen, maalesef  N. ŞAHİNER  ve Tarihçe-i Hayattaki yazılar; hem bu olayları birbirine karıştırmış hem de belli ırklar ve torunlar arası bir savaşa dönüştürülmüş görünüyor. Allah insaf eyleye. A.Y.

[7] B.S.N. Kastamonu Lahikası, s. 55

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları
02 Eylül 2014 Salı 08:10
01 Eylül 2014 Pazartesi 02:02
30 Ağustos 2014 Cumartesi 21:58
30 Ağustos 2014 Cumartesi 13:22
30 Ağustos 2014 Cumartesi 13:11
29 Ağustos 2014 Cuma 14:18
29 Ağustos 2014 Cuma 10:33
28 Ağustos 2014 Perşembe 22:47
27 Ağustos 2014 Çarşamba 19:23
26 Ağustos 2014 Salı 00:49