Berpirsiyariya me ya li hember astengînan
Li ser ruyê erdê mexlûqê, afiraneyê herî hêja û birûmet, bişeref mirov e. Di xulqiyet û mafan, heqan de, di navbera mirovan de tu cudatiyek tune ye.
Kürd Kadını, Özgürlük, İslam ve Kürdistan
Yasak meyvenin Hz. Havva annemizin tavsiyesiyle yenildiğine dair en ufak bir delil ve ima Kur'an-ı Kerim ve sahih sünnette bulunmamaktadır.
Altan Tan, Çözüm Sürecini Değerlendirdi
Diyarbakır milletvekili Altan Tan, "Nasıl bir çözüm?" başlığı altında çözüm sürecini değerlendirdi.
Öcalan, Kandil-PKK ve Kürdistan Meselesi

Öcalan, Kandil-PKK ve Kürdistan Meselesi

04 Ocak 2013 Cuma 11:19
Ahmet Türk ve Ayla Akat’ın İmralı’da PKK (eski) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesi, Erdoğan’ın “zora talip olduklarını” açıklaması siyaset piyasasında iyimserlik havasının esmesine sebep oldu.

Öcalan, Kandil-PKK ve Kürdistan Meselesi*

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın ardından,  Ahmet Türk ve Ayla Akat’ın İmralı’da PKK (eski) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesi, Erdoğan’ın “zora talip olduklarını” açıklaması siyaset piyasasında iyimserlik havasının esmesine sebep oldu.

Elbette hükümet, PKK ve devlet ile siyaset bürokrasisinde bundan rahatsız olanlar da vardır. Türkiye ve Kürdistan kamuoyunun bilmesi gereken hususların başında; Öcalan, PKK-Kandil ve Kürdistan sorununun aynı şey olmadığıdır. Öcalan ve PKK asıl konu olan “Kürdistan halkının bir millet olmaktan doğan siyasi iktidar talebinin karşılanması hususunda”  kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı rol oynayabilir.

BDP ve PKK’nin etki alanındaki diğer Kürdî-Kürdistanî kurum ve oluşumların Öcalan ve PKK-Kandil’i etkileme şansı azdır ama hep etkilenme durumları istikrarlı bir çizgi izlemiştir. Keşke aksi olsaydı ki, o durumda çözüm daha kolay olurdu.

PKK yelpazesindeki bilumum kişi ve kurumların iradelerini fiili ve resmi (imzalı) bir şekilde Öcalan’a devretmesi hukuki, ahlaki ve siyasi açıdan birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Ancak bu durum devletin ve hükümetlerin işlerini kolaylaştırmaktadır.

Bu durumda Öcalan ve PKK-Kandil tabii olarak kendi maslahatını düşünecektir. Geniş anlamda Kürtlerin ve Kürdistan halkının maslahatı ise ufukta gözükmemektedir. PKK-Öcalan’ın bidayetinden beri sergilediği fiiliyat ile Kürdistan ve Türkiye halklarının menfaati çoğunlukla çakışmamıştır. Kör şiddet, Kürdistan siyasetinin askeri ve ideolojik vesayet altına alınması bu olumsuzluklardan sadece bir ikisidir.

Her şeye rağmen şiddet yerine diyalog ve müzakere desteklenmelidir. Ancak Öcalan ve PKK-Kandil ile müzakerenin Yeni-Sivil Anayasa ile beraber düşünülmesi ve Kürdistani siyasi parti ve oluşumların önerdiği dört şartın yerine getirilmesiyle daha anlamlı ve kalıcı olacaktır.

Zikrettiğimiz şartlardan biri Öcalan ve PKK-Kandil ile ilgilidir ki, buna “onurlu bir barış” diyebiliriz. Yanı sıra Kürd dilinin (Kurmanci ve Zazaki) resmi dil olarak kabul edilmesi, anadilde (Kürdçe) eğitim ve kendi kendini yönetme taleplerinin karşılanması elzemdir.

Kürtçenin ikinci resmi dil olması ve anadilde eğitimin yakın dönemde gerçekleşeceği, asıl sorunun “kendi kendini yönetme” talebine ilişkin olacağını sanıyorum. Hükümetin yürürlüğe koyduğu ve Van, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Urfa illerinin de aralarında olduğu büyükşehir belediyeleri düzenlemesinin de kısmen bu ihtiyaçtan ve talepten kaynaklandığını düşünüyorum.

Bilmeliyiz ki Kürdistan halkının talebi Yerel Meclis ve Bayrak ile beraber düşünülürse maksat hâsıl olmuş olur ki, bunun da uzun vadede gerçekleşeceğini umuyorum.  Bize ve iyi niyetli siyasetçilere, aktörlere, yazarlara ve bilumum ilgililere düşen vazife barışı, diyalogu ve çözümü, ille de onurlu bir barışı savunmaktır.

*Sıdkı ZİLAN

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları
28 Kasım 2014 Cuma 07:58
26 Kasım 2014 Çarşamba 23:03
26 Kasım 2014 Çarşamba 20:25
25 Kasım 2014 Salı 21:06
23 Kasım 2014 Pazar 18:29
23 Kasım 2014 Pazar 00:23
22 Kasım 2014 Cumartesi 22:05
22 Kasım 2014 Cumartesi 17:21
22 Kasım 2014 Cumartesi 11:11
22 Kasım 2014 Cumartesi 07:48