Kuzey Kürdistan’da İslami Hareketin Geleceği  ( II )
AZADÎ 'nin Kuzey Kürdistan'ın yarınında önemli bri aktör olacağı söylenebilir.
Ortadoğu dersleri [Haluk Gerger]
Bizim coğrafyamızda bugünlerde ABD'den dersler, “bir IŞİD ile kaç kuşun vurulacağı” üstüne.
Kürdlerin Uluslaşması
Kürdler uyanıyor. Zaten başka çareleri yok. Bu uyanış bir milletleşme sürecidir.
Kürt sanatçı Raperin ile röportaj

Kürt sanatçı Raperin ile röportaj

20 Mart 2013 Çarşamba 11:04
Kürt sanatçı Raperin ile yaptığımız röportajda unutmadığı bir anısını anlatarak, arkadaşının hocaya kendisi için “Hocam boş verin onu, o Kürt!” dediğini aktarıyor ve kendisi ile röportajımıza bu anekdotla başlıyoruz.

Niçin Raperin?

İnternette gençlerin yoğunlukta olduğu geniş bir takipçi kitlesine sahip olan Raperin, geçtiğimiz yıl bir TV programına çıkarak kariyerinde bir dönüm noktası gerçekleştirdi. Tatvan Newrozu’ndan sonra kendini iyiden iyiye gösterdikten sonra hemen her hafta bir konsere çıkarak kariyerinde hızlı bir yükselişi yakaladı.

Raperin, olağanüstü sesinin farkına vardıktan sonra öğretmenliği bırakarak, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak göreve başlayan, ancak Kürt müziği ile ilgili yeterli desteği bulmak bir yana önüne engeller konulmaya başlayınca buradan da istifa etmiş. Şimdi ise kendi deyimiyle ‘Mardin Artuklu Üniversitesi’nde daha özgür bir ortam var ve kısmetse burada çalışmak istiyorum’ diyor. Genç ve mücadeleci sanatçı Raperin’in sanat hayatını  Haber Diyarbakır olarak mercek altına aldık.  Raperin, hem Kürt müziğini ve hem de gençlerin yapması gerekenleri bizlere hem öğretmen edasıyla hem de sanatçı edasıyla anlattı.

Hedef kitlesini, ne ya da neler yapmak istediğini, hangi müziğin kendisine daha yakın olduğunu, güncel siyasetin müziğe etkisini, şarkı sözlerini nasıl yazdığını merak ettik, sorduk ve samimi cevaplar aldık.

Raperin kendini tanımlarsa ne der, yani ben buyum derse nasıl özetler kendini?

Raperin 1985 yılının son günlerinde Van’ın karlı bir gününde doğmuş, o süreçte üç çocuğu olan ailenin tek kızı; sonrasında bir erkek kardeş daha eklenmiş. Ailenin tek kızı olarak büyümüş. Hayatının kritik dönemi olan ortaokul dönemini yani kültürel anlamda gelişimin en yoğun olduğu dönemi, İzmir’de geçirmiş. Anadilini hakkıyla öğrenememiş. O yabancı topraklarda “kıro” (Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde ‘kuro’ olarak bu terim ‘sevimli çocuk’, ‘ahbap’ anlamlarında kullanılır. Türkçe’de ise ‘cahil’, ‘görgüsüz’ anlamlarında kullanılır.) muamelesi yapılıyordu. Bunun sebebi de basitti. Onların dilini ve kültürünü bilmiyor olmamdı. Oysa onlar da benim dilimi ve kültürümü bilmiyordu. Yani ben onlara göre; onların tabiriyle “kıro” isem, onlar da bana göre; “kıro” olmalıydı. Sonrasında lise, üniversite, akademisyenlik derken buralara kadar biriktire biriktire geldik.

Hayatınızın önemli bir bölümü İzmir’de geçmiş. Var mı sizde etki bırakan bir anı?

Evet var. Hem de hiç unutmadığım bir anı. (gülümsüyor) ilkokul beşinci sınıftayken. Babam da biz daha iyi eğitim alalım diye bizi İzmir’de özel bir okula kaydetmişti. İngilizce dersinde hocamıza; “hocam dişlemek İngilizce nedir” diye soruyordum. Tabii hoca ilkin duymadı sonra “buyur kızım” dedi. Ben de; hocam dişlemek İngilizce ne demek” dedim. Hoca da; “ha ısırmak demek istedin herhalde” dedi.  Bunun üzerine sınıftakiler kahkaha attı. Ön taraflardan bir tane öğrenci Türk bile değildi İsveçliydi. Hocaya dedi ki; “Hocam boş verin onu, o Kürt!” Hoca bunun üzerine o öğrenciye epeyi kızdı falan ama buna anı deyin ya da olay deyin benim hiç unutmayacağım bir durumdur.   

Daha sonrasında bu durum beni yataklara bile düşecek kadar etkilemişti. Hayatımda birçok şeyi değiştirmeme sebep oldu. Yani artık daha düzgün Türkçe konuşma çabası içerisine girmiştim. İnsanlar ben Türkçe konuşunca benim nereli olduğumu bilmelerini istemiyordum. Yani bu, liseye kadar falan üzerimde etkisini sürdürdü, bunun benim için mantıklı bir çözüm olduğunu düşünüyordum ancak sonradan anladım ki bu yaptığım sadece kimlik gizlemekti ve hiç de iyi bir şey değildi.

Bu olayların “Raperin” isminde etkisi var mı?

Raperin kelime anlamı olarak ihtilal, isyan anlamlarını içinde barındırıyor. Belki de bu ismi kullanmamızın bilinçaltındaki yansımasında, bu olaylar vardır. Tabii bunda Kürt Halkı olarak geçmişten günümüze kadar ki halen de devam eden ezilmişliklerimize özet olarak geçiyordur.

Ailenin müzikle ilgisi nasıl?

Kardeşlerim de müzisyenlik yapıyor, enstrüman çalıyor. Müzik belki bu anlamda genetik bir şeydir ve Raperin de buna inanıyor. Mesela annemin sesi çok güzeldir. O söylerken insan kendisini dinlemekten alıkoyamıyor. Kardeşlerim de konserlerde kendi ekipleri ile beraber müzik yapıyorlar. Yani ailece müzikle uğraşıyoruz. Tabii Kürtçe (Kurmanci) müziğe biraz geç başladığımı düşünüyorum. Daha doğrusu kendi anadilimi geç öğrenmemin etkisi var. Anne babam bizimle hep Türkçe konuşuyorlardı bizim Türkçeyi daha iyi konuşmamız içindi. Sonra alışkanlık oldu herhalde ve zamanla kendi aralarında Kurmanci, bizimle Türkçe konuşmaya başladılar. Biz de kendi anadilimiz yerine başka bir dili öğrendik.

Çok iyi sözler var ama şarkılarınızda. Derin bir duygusal birikim gerektiriyor gibime geliyor. Nerden geliyor bu değirmenin suyu?

(gülümsüyor). Teşekkür ediyorum. Ben Kürtçe’yi biraz biliyordum ama kendimi ifade edecek kadar tabii. Bir şarkı sözleri yazacak kadar değildi. Dediğim gibi ailenin de bunda etkisi var yani kendi kültürümüzü öğrenemiyor olmamızın mağduru konumunda idik. Ama asıl gelişmeyi Van’a yani memlekete gidince gösterdik. Çünkü arkadaş çevren Kürt, hepsi de Kürtçe konuşuyor. Yani Türkçe konuşulan İzmir’den Kürtçe konuşulan Van’a gidince insan bir kimlik arayışına giriyor, sorgulama süreci hızlanıyor. Böylece hem Kürtçemi geliştirmek hem de bununla bir şeyler üretmeyi düşündüm. Üretmek, yani söz yazmak bunlar benim çok değer verdiğim şeyler.

Enteresan bir cümle var; “gel; were, git; here, kapı; dere, eşek; kere” diye. Bunu siz mi söylediniz?

(gülüyor) Yok o sözü ben söylemedim. Onu arkadaşlarla kendi aramızda espri niyetine söylüyorduk. Ama tabii şuan bunları bile bilmeyen çocuklar yetişiyor. Bu taraftan baktığınızda acı verici bir durum söz konusu. Gençlerin, ailelerin kendi anadillerine yönelmesi gerekiyor. Yoksa onlar da bu sözleri söylerler.

 İnsanlar her zaman ne durumda olduklarını sorgularlar yani toplumsal anlamda. Toplumun vazgeçilmez parçası olan Kürt müziği ne âlemdedir diye de merak ediliyordur. Kürtçe müzik yapan biri olarak bize ne söyleyebilirsiniz bununla ilgili?

Benim müzik hayatım 26 yaşında iken başladı. Tabi bu sayı kimilerine göre geçtir ya da erkendir, bu göreceli bir durumdur. Ben şöyle düşünüyordum başlamadan önce. Yani siz daha önceleri kendi başınıza iken şarkı söylersiniz ancak insanlara sunmaya başlayınca durum değişiyor. Ben şöyle düşünüyorum; bir şey yapacaksan eğer, yaptığın şey farklı olmalı ve öncelikle onun hakkını vermelisin. Tek tip müzik yamaktan uzak durdum öncelikle. Yani dengêjler bizim kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası, onların yeri başka peki onların dışında kalan diğer kulvardaki sanatçıların da yeni bir şeyler üretmesi taraftarıyım.  Müzikte üretimin seri değil kaliteli olması gerekiyor.  Yani piyasa müziği yapmak işin kolayına kaçmaktır. Önemli içeriden gelen duygularla yazabilmektir. Sözler hep ayınıysa, notalar hep merdiven inerçıkarsa bu müziğin kalitesini düşürür. Bunun yapılmaması kanaatindeyim. Bunları bir dinleyici olarak söylüyorum.

Kürt gençlerinde sizin gördüğünüz kadarıyla müzik eğilimi ne durumda?

Yani şöyle bir şey var; gördüğüm kadarıyla gençler de tek tip müzikten sıkılmış durumdalar. Az önce konuştuğumuz olaydaki gibi ve tek tip Kürt müziğinden sıkılmış durumdalar. Türk müziğinden örnek vermek istiyorum.  İlla gidip Sıla dinlemelerine gerek yok slow müzik için. Slow müzik seviyorlarsa benzer bir kulvardaki Kürt sanatçısını dinleyebilirler. Haluk Levent yerine Koma Rewşen’i dinlesinler. Gidip de Arsız Bela’yı dinleyeceğine Serhado’yu dinlesinler. Bu örnekler çoğaltılabilir tabii ki. Yani mesele ırklar veya diller üzerinden siyaset yapmak değil burada mesele Kürt müziğini dinleyerek, dinleterek hak ettiği değeri kazanmalarına yardımcı olmalarıdır.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Müzik hiçbir zaman güncel siyasetten uzak kalmamıştır. Ama sırf bir yerlere yaranmak için değil insanların duygularına hitap edilen parçaların çıkarılması gerekiyor. Kürt halkı dünyanın dört bir yanında zulüm altında kalmış bir halktır. Biz de Körfez Savaşı’nın etkilerini yaşadık ailece Van’da iken. Müzikle uğraşan, söz yazan arkadaşlara da seslenmek istiyorum. İki kıtayı nakaratlamak olmasa gerek sanat. Sadece söz tekrarı yapmaları da tehlikeli değil. Hep aynı enstrümanı kullanmak da tehlikelidir. Çünkü bu sizi tek düzeliğe iter. Bütün kaçmak gerek diye düşünüyorum. Son olarak da gençlerin Kürtçeyi öğrenmesini ve öğretmesini istiyorum tabii bunda ailenin de etkisi var. Aileler de, yöneticiler de Kürtçeye hak ettiği önemi vermeli.

Lezgin Gözen / Haber Diyarbakır

Diğer Haberler