Tunus’ta seçime katılan adayların oy oranları açıklandı
Tunus'ta Yüksek Seçim Kurulu (YSK), cumhurbaşkanlığı seçimine katılan adayların oy oranlarını açıkladı.
Ji Raya Giştî ya Kurdistanê re
Em bangî her kesî dikin ku hêzê bidin deng û xebatên “Hereketa Îslamî ya Kurdistanê/Hereketa AZADΔ ku li Kurdistanê bi hesasiyetên Îslamî, têkoşîna netewî û tifaqa netewî kiribe navenda armanc siyaseta xwe.
AZADÎ Hareketi’nden Son Gelişmelere İlişkin Açıklama
Türkiye Devleti’ne Kürdistan’daki tüm sivil ve siyasi oluşumların tanınması ve onlara yönelik yapılan gayri meşru ve hukukî olmayan tüm kısıtlayıcı uygulamaların kaldırılması için çağrıda bulunuyoruz.
Kürdistan Bayrağı [Analiz]

Kürdistan Bayrağı [Analiz]

30 Nisan 2010 Cuma 19:28
[Yaşar Gülen] Bizim suçumuz cellatlarımızın isimlerinin Abraham değil İbrahim olması mı?

Kürdistan Bayrağı ve ''Sofilik'' Meselesi

Yaşar GÜLEN

Bayrak toplumların kimi zaman kendi arzuları, kimi zaman ise dayatmalar ile kabul ettikleri ''uluslararası''semboldür.

Örneğin İran devrimi sonrası eski rejimi alaşağı eden halk yeni bayrağı kendisi seçmişken, kimi eski koloni ülkelerinde ise bayrak ve resmi dili sömürgeciler belirlemişlerdir.

Bayrağa sırf bayrak olarak bakarsak çapul parçasından ibarettir.
Hiçbir bayrak diğerinden üstün değildir. O'nu üstün yapan şüphesiz onun vucuda gelmesine neden olan bileşimlerin fikriyat noktasıdır.

Örneğin eğer küfre inanan zalim insanlar zulüm üzerine kurdukları hegamonyalarına bayrak seçmişlerse, o seçtikleri şey bez ve çapul parçasından ibaret anlamsız bir paçavradır.

Belki eşyanın verdiği güç ile geçici zaman zarfında yüzeysel saygıyla muhattap olabilirler ama para rezevleri tükenip zulüm çarkları paslandığında simgeleri olan bayrakları aslı olan haline, yani paçavraya dönmeye mecburdur.

İnadına Kürdistan diyoruz çünkü ...

Ümmetin bir bütün olduğunu vede tüm diyarlarının aynı bedenin azaları olduğunu şiar edinmişiz.

Kürde kürt, Kürtlerin yaşadığı diyarada Kürdistan demek mukaddes islam medeniyetinin bizlere öğrettiği ananedir.

Nasılki Hatem-ul Enbiya (s.a.v.) her aşirete kendi reislerini seçme, her kavme kendi sancaklarıyla mücadeleye katılmayı uygun görmüşse, o kutlu davaya iman etmiş biz aciz kullarda O'nun (s.a.v.) öğretilerini takip etmeyi olmazsa olmaz görüyoruz.

Filistin halkı marksist akımların elinde bölük pörçük haldeyken, bölgenin müslümanları ne yaptılar ?

- Halka ''sakın ha kendinize arab demeyin, yoksa ırkçı oluruz''mu dediler?

-''Filistin diye bir yer yok, bunlar emperyalistlerin arapları bölme planlarıdır'' diye işkembedenmi salladılar?

- Kavmiyetçilik olmasın diye arabca yazmayı ve konuşmayı bırakıp, hayatlarını ibranicemi sürdürdüler?

-Casablanca, Marakeş, Tunis gibi nice diyar dururken habire Kudüs, Gazze ve Şeria'dan konuşuyorlar diye bölgesel milliyetçilikmi yapmış oldular?

Filistinlilerin yapmadıklarını, onlar gibi zulüm altında inleyen, tüm insani ve islami hakları tecavüze uğramış mazlum milletimiz neden yapsın?

Bizim tek suçumuz cellatlarımızın isimlerinin Abraham değil İbrahim olmasın mı?

Bizi ezmekten mutluluk duyanların Polonya değil Selanik kökenli oluşları mı?

İslam inancı kendine tabii olanları bitkin,pişkin ve pejmürde hale gelmekten alıkoyup harekete geçiren bir sinerjiyi içinde barındırır. Müslüman haksızlığa karşı dilsiz ol(a)maz. Zalime karşı korkak ol(a)maz.

Allah'ın erdullahının herhangi bir ucunda sessiz sünepe bir topluluk var ise anlayınki onlar islamın öğretilerini unutmuş ve hiçleşmiş ucubeler topluluğudur.

Kurdistan, Arabistan,Lazistan kelimelerine takılmanın yerine islam nasıl ''istan-istan'' her köşeye sızmış buna kafa yoralım.

Anti-istan'cıların darmadağın ettikleri medeniyetimizi toparlayıp tekrar eski şekli şemaline döndürmeye hep birlikte çabalayalım.

Akıl ve izan sahibi izzetli müslüman kürtler şunu bilmelidirlerki, bugün Irak-Kurdistan bölgesel hükümetinin denetimindeki bölgede dalgalanan bayrağı Mahabad şeriat mahkemesi eski kadısı, Kadı Muhammed dokuz aylık yönetiminin sovyet-amerikan-fars ortaklığı ile ''hal'' edilmesi sonrası Mella Mustafa Berzani'ye emanet etmiştir.

Kendisi bir fıkıh alimi olan ve özellikle verdiği kararlardaki isabetleri ile nam salan Kadı Muhammed için Imam Humeyni iade-i itibar'da bulunmuş, inkılap sonrası devrim konseyi tarafından şehitlik makamına yükseltilmiştir.

Dünya üzerinde onca uydu devletin bayrağını kabul ederken, Kadı Muhammed'ın miras bıraktığı sancağa takılmak akıl karı değildir.

Bir küçük açıklamayıda ''sofi'' kelimesine takılan kardeşlerime yapmak istiyorum.

Dindar olmak, Allah'ın ipine sıkı sıkıya sarılmak, utanılacak sakınılacak ayıp birşey olmadığı gibi, aksine bilakis onur duyulacak bir tercihtir.
Malesef geçmişte ehl-i kalem aynı hatalar silsilesini tekerrür eyledi.

Avam ile hevas arasında kapatılması imkansız bir fark oluştu.
Mütedeyyin insanlarımızın ekseriyeti ilmi noktada yetersiz bırakıldılar.

Özellikle 1923 sonrası süreçte ise geçmişte yapılan çalışmaların üzerine hiçbir şey eklenmedi. Torunlar dedelerinin miraslarının üzerine oturup göbek yaptılar.

Eskiden Alim olmak için ilim sahibi olmak gerekiyorken, 23 sonrası süreçte Alim sayılmak için şeyh çocuğu olmak kafi oldu.

Etrafta ne kadar şeyh akrabası varsa, önemli devlet merciilerini zapt edip, maaşlı memurluk yaparak ense kalınlaştırdılar.

İzzetini koruyup tağuti sistemin işleme mekanizmalarına dahil olmak istemeyenler ise derviş misali bekes bırakıldılar.

DP süreci ile başlayıp ardısıra AP,ANAP,DYP gibi fırkalar ile devam ede gelen ''eli tesbihli'' kürtlerin merkez-sağ flörtleri rantçı kaymak tabaka hariç kimseye bir getiri bırakmadı.

Halkımız ilmen iflasın eşiğine getirildi.

Allah kendilerinden razı olsun ''muvahhid'' genç kardeşlerimiz tüm damarları iflas etmiş bedene 80'li yılların sonlarına doğru biraz can vermeye başladılar.

O gün bugündür eli tesbihli sofiler ile eli kalemli ''muvahhidler'' arasında bir uyuşmazlık göze batmakta.

Sofilere göre ''muvahhidler'' humeynici, mezhepsiz,yeşil-komunist,devlet düşmanı, sermaye düşmanı,cumasız yada islamcı anarşist.

Sofiler zikir çekmek, seydaları için ağlamak, kitap okumamak, dünyadan haberdar olmamak vede seydalarının kendilerinden istediklerini harfiyen yerine getirmek istiyorlar, okulu ve ilmi fazla ciddiye aldıkları söylenemez.

İşte memleketimizde bu ''sofi'' küme kuvvetten düşmeyecak kadar ağırlığını hissettirdiğinden sol-sağ arasında gide gelen kürtler arasında ortayı bulacak akıl ehlinin ağırlığı hissedilmiyor.

Filistin bu bakımdan şanslıydı. Bilinçli bir müslüman kuşak yetişti ve geleneksel ''sofi'' kuşak kendiliğinden ortadan kayboldu. Biz onlar kadar çok şanslı değiliz malesef.

Gelin medreselerimizi birkaç kitap ezberlenip, sırf düz arapça öğrenilen bağnaz anlayıştan kurtaralım.

Diyar-ı kurdistan'ı bostan-ı gulistan yapalım. Topraklarımız yetiştirdiği alimler ile tanınsın, bayrağımız ümmetin şeref nişanesi olsun.

Bunun için tek yapmamız gereken avam bırakılmış sofilerimizi hevas kimlikleri ile hiyerarşi süren ''kalemli eşyaperestlere'' karşı uyandırmaktır.

Eğer zikir ve fikiri rant kapısına çeviren mirasyediler rant kapılarını kaybederlerse hürriyetin hoş sedası kulaklarda çınlamaya başlayacaktır.

ALINTI: HABER PANORAMA

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları
25 Kasım 2014 Salı 21:06
23 Kasım 2014 Pazar 18:29
23 Kasım 2014 Pazar 00:23
22 Kasım 2014 Cumartesi 22:05
22 Kasım 2014 Cumartesi 17:21
22 Kasım 2014 Cumartesi 11:11
22 Kasım 2014 Cumartesi 07:48
21 Kasım 2014 Cuma 11:39
21 Kasım 2014 Cuma 02:46
21 Kasım 2014 Cuma 01:44