Hizbullah, Müslüman Kürtlerin hamisi mi?
Hizbullah ancak PKK'den Kürdistanî zemini almak ve o zemine yerleşmek için meşru bir gerekçeye sarılabilir.
Altan Tan’dan Mustafa Karasu’ya Açık Mektup
HDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan, Kobani ayaklanması vesilesiyle HDP'yi eleştirdiği için, PKK'li yetkililerden Mustafa Karasu'nun eleştirisine maruz kalmıştı. Altan Tan, bu eleştiriye açık bir mektupla cevap verdi.
Hüda-Par ne yapmalı veya neyi yapmamalı?
Dara veya suya düşen yılana da sarılır ama gene de sabretmek, direnmek ve doğru yoldan ayrılmamak en doğrusudur.
Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) ve Kürdistanî İslamî Parti

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) ve Kürdistanî İslamî Parti

30 Aralık 2012 Pazar 09:03
Filistin’e İsrail demekle, Kürdistan’a Türkiye demek arasında fark yoktur. İşgalci İsrail’i görüp de işgalci Türkiye’yi görmemek siyaseten körlük anlamına gelir.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) ve Kürdistan*

Mustazaflar Hareketiyle başlayıp, nihayet Hür Dava Partisi’yle neticelenen süreci şahsen hayırlı ve faydalı buluyorum. Bu durum veya hamle hem Hüda Par Camiası hem de Kürdistan halkının lehinedir.

Hüda Par’ın programı üzerinde birkaç söz söylemek istiyorum. Bu konuya geçmeden önce parti ambleminin yerinde bir tercih olduğu belirtmekte fayda vardır. Yeşil zemin İslami olanı, Güneş Kürdistan’ı,  beyaz sayfa ise yeni bir başlangıcı temsil eder.  

Programa gelince, Risale-i Nur’dan, Erbakan’ın dile getirdiği ve D-8’lerin programına da yansıyan “hayatın dayanışma ve yardımlaşma” olduğu yönündeki tespit, “devletin bir hizmet şebekesi olduğu” yönündeki belirlemeler yerindedir.  Keza, insanların kardeşliğine ve eşitliğine vurgu yapılması da önemlidir.  Programın tek eksiği Ortadoğu, İslam coğrafyası ve Kürdistan meselesine ilişkin tahlillerin (yeterince) yapılmamasıdır.

Kürtçenin ikinci resmi dil olması ile anadilde eğitimin programa alınmış olması önemlidir. Bunun yanında programda Kürdistan kelimesinin geçmesine, büyük Kürdistan'ın coğrafi olarak tarif edilmiş olmasına rağmen, Kürdistan sorununun tanımlanmaması önemli bir eksikliktir. Çünkü Said-i Kürdi hazretlerinin görüşleri yeterince incelenseydi (ki bilindiği kanaatindeyim), Kürdistan’ın bir devlet-cumhuriyet olarak varlık bulması ve komşularıyla Birleşik İslam Devletleri-Cumhuriyetleri şeklinde örgütlenmenin teklif edildiği görülecektir. Bunun güncellenmesi ve günümüze uygun hale getirilmesi elbette gereklidir. Koca Kürdistan’dan “bölge” diye söz ederek konuyu geçiştirmek uygun olmamıştır.

Keza, Türkiye (Türk İli) belirlemesini tabii olarak kabul etmek de İslami ve Kürdistani açıdan sorunludur.  Anadolu’nun sınırı Fırat nehrine kadardır. Fırat’ın doğusu Kürdistan’dır. Haliyle Kürdistan’ı da Türk İli yapmak veya bunu kabullenmek ilmi açıdan uygun olmadığı gibi, Kürdistanî veya İslami bir zeminde siyaset yapan bir partiye de uygun bir siyaset değildir.

Filistin’e İsrail demekle, Kürdistan’a Türkiye demek arasında fark yoktur.   Kürtler ve Kürdistan’da yaşayan diğer halklar vatansız mıdır ki onları ülkeleriyle tanımlamıyor ve ülkelerini Türklerin vatanı anlamına gelen Türkiye-Türk İli diyoruz. İşgalci İsrail’i görüp de işgalci Türkiye’yi görmemek siyaseten körlük anlamına gelir.

Buna rağmen, süreç içerisinde Hüda Par tabanının evirileceğini ve Kürdistani bir noktaya geleceğini düşünüyorum. Nitekim, Hizbullah’ın Manifestosu’nda, Mustazaflar Hareketi’nin değişik açıklamalarında Kürdistan kelimesinin komplekssiz bir şekilde kullanıldığını görmekteyiz.  

Kürtçenin ikinci resmi dil olması ve anadilde eğitim meselesi önemli olmasına rağmen, Gülen Cemaati ve (kısmen) AKP tarafından da anlayışla karşılanan bir konudur. Kürdistani zeminde siyaset yapacak Hüda Par gibi partilerin buna ek olarak Kürdistan halkının siyasi iktidar talebini dile getirmelidirler ki bu da “kendi kendini yönetme” prensibine tekabül eder.

Hüda Par’ın resmi ideoloji-Kemalizm’in ‘kökünün kazılması’ şeklinde tezahür edecek bir tasfiye planını açıklamamış olması da sorunludur.  Heykellerin yıkılması, devlet dairelerindeki fotoğrafların kaldırılmasını da içeren köklü bir değişimi “Yeni Anayasa Talebi” kapsamında dile getirmesi lazımdı.

Kürdistan için bir hükümet-meclis, ikinci bir bayrak talep edilmemiş olması da sorunludur. Türk bayrağını Kürdistan halkına dayatmak siyasi açıdan rahatlama sağlamaz. Kürdistan’ın bir Meclise, Hükümete ve Bayrağa kavuşması elzemdir. Kardeşçe, eşitlik ve adalet temelinde birliktelik İslami ve İnsani açıdan savunulabilir. Ama Kürdistan’ı Türkiye’nin bir parçası, Türklerin mülkü, Kürtleri de vatansız, hükümetsiz, bayraksız bırakmak çözüme katkı sunmaz. 

Eğer, Hüda Par da BDP gibi Türkiye partisi olduğunu söylüyorsa o başka. Bize sözü ile fiiliyatı aynı olan, resmi ideolojiden korkmayan ve bunu açıklamaktan çekinmeyen, Kürdistan’a ve Kürdistan halkının siyasi iktidar talebine olumlu bakan partilere ihtiyacımız vardır. Aksi durumda elli kusur siyasi parti bulunmaktadır. Hüda Par da bunlardan biri olur.

*Sıdkı ZİLAN

Diğer Haberler