OHAK-DER’den İran’daki İdamlara ve Sessiz Kalanlara Tepki
OHAK-DER, fıtri hakların suç sayılamayacağına, bundan ötürü insanların suçlanmaması gerektiğine inanır… Tarih boyunca hiçbir fikir ve düşünce katliam ve idamlarla yok edilebilmiş değildir.
AZADÎ Hareketi’nden İran’a çağrı
İran İslam Cumhuriyeti devleti Kürt tutsakların taleplerini derhal kabul etmeli ve bu zulme bir an önce son vermelidir.
Awê Miradî
Kamca ra awe ravîyero uca heyat peyda beno û arazîyê xo beno bereketîn. Însanî nê arazîyê bereketînan ramenî, bezre erzenî herre û dîyarîyê emegê xo pawenî.
Hindistan: Kadın-Erkek Nüfus Dengesizliği ve Tecavüz

Hindistan: Kadın-Erkek Nüfus Dengesizliği ve Tecavüz

04 Ocak 2013 Cuma 09:03
Kadınların başlık parası vermekle yükümlü olduğu ve nüfusunun üçte ikisinin günde 2 dolardan az bir gelire sahip olduğu Hindistan’da, her yıl yüzbinlerce cenin ‘kız olacağı’ gerekçesiyle kürtaj yoluyla alınıyor.

23 yaşındaki genç bir kadının toplu tecavüze uğrayarak katledilmesi ardından dünya gündemine oturan Hindistan’da, kadına karşı insan hakları ihlallerindeki artışın bir nedeni de ülkedeki nüfus dengesinin erkekler lehine artması. Ülkede doğan her bin erkek çocuğuna karşı yeni doğan kız çocuklarının sayısı kimi yerlerde 800’ün altında.

Kadınların başlık parası vermekle yükümlü olduğu ve nüfusunun üçte ikisinin günde 2 dolardan az bir gelire sahip olduğu Hindistan’da, her yıl yüzbinlerce cenin ‘kız olacağı’ gerekçesiyle kürtaj yoluyla alınıyor.

Resmi rakamlara göre, Hindistan’da geçtiğimiz yıl 256 bin 329 şiddet olayı meydana geldi. Bunlardan 229 bini kadına yönelik şiddet vakalarını oluşturuyor. Kadınların büyük bir bölümünün şikayette bulunmadığı hesaplanarak gerçek rakamın bunun 4 katının üzerinde olduğu belirtiliyor.

Tecavüz vakalarının artmasının bir nedeni de, ülkedeki nüfus dengesinin kadınlar aleyhine değişmesi. All India Democratic Women’s Association adlı kadın hakları derneğinden Jagmati Sangwa’ya göre, genç erkek nüfusun kadınlara oranla çokluğu, kadınlar için oldukça güvensiz bir ortam sunuyor. Sangwa, özellikle Haryana gibi kadın-erkek nüfus dengesinin düşük olduğu eyaletlerdeki tecavüz vakalarının yoğunluğuna dikkat çekiyor.

TOPLUM ÖNCE SINIF, SONRA KADIN-ERKEK DİYE AYRILIYOR

Çoğunluğu Hindu dinine mensup 1,2 milyar nüfusuyla dünyanın ikinci büyük ülkesi olan Hindistan aslında toplumun neredeyse tüm kesimlerinin bir şekilde diskrimine ediliği bir ülke. Hindistan’da toplum içerisindeki dışlama Sankristçe adı ‘Varna (renk, statü, sınıf anlamında) olan kast sistemine dayanıyor. Brahmanlar, Kshatriyalar, Vaişalar ve Şudralar olarak sıralanan ve kendi içinde de alt tabakalara (jatiler) ayrılan kastların yanı sıra, nüfusun yüzde 20’si kadarı ise ‘dokunulmazlar (Dalit’ler) bulunuyor. Bu kesim hiç bir kasta ait olmadığı gibi, bu kişilerle her türlü iletişim de yasak.

İki bin yılı aşkındır hakim olan kast sistemi, toplumu o dönemde daha çok mesleki konumları ve topluma yapacakları hizmetlere göre bölmüş. Buna göre :

Brahmanlar : Entelektüeller. Kutsal yazıları (Veda) okuyan, yorumlayan ve öğreten kesim. kişilerdir. Bilginler ve rahiplerden oluşuyor.

Kshatriyalar (Krallar, askerler, prensler ve üst düzey memurların oluşturduğu bir tabakadır.)

Vaişyalar (Tüccarlar, toprak sahipleri ve çiftçiler)

Şudralar (İşçiler ve köleler)

Bu sistem içerisinde sınıfsal aidiyet babadan oğula geçtiği için, ekonomik ve ya sosyal konumundan ötürü bir sınıftan bir üst sınıfa geçmek ise kolay değil. Herhangi bir kasttan olan kişi, bir diğerinden biriyle evlilik yapamıyor.

Ne Gandhi’nin ne de ondan sonra gelen devlet adamlarının değiştirmediği ve ya değiştirmeye cesaret edemediği kast sisteminin dışında kalan Dalitler içerisinden yüksek düzeyde devlet görevlisine ise, 2000’li yıllara kadar rastlamak mümkün değil. Ülkede başta Dalitlere yönelik gerçekleşen şiddet, taciz ve tecavüz gibi vakaların bir çoğunun resmi yetkililere yansımadığı tahmin ediliyor.

BAŞLIK PARASI GELENEĞİ KADINLARI ‘İSTENMEYEN BİREY’ YAPIYOR

Hindistan’da kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görmeye devam ediyor. Her ne kadar kanunla yasaklanmış olsa da, başlık parası evlenen kız çocuğunun ailesi tarafından evleneceği erkeğin ailesine ödeniyor. Başlık parası, kız çocuğunun evlendikten sonra eşinin ölmesi durumunda bu para ile yaşamını idame ettirebilmesi için alınıyor. Ancak, bu aynı zamanda kız çocuklarının ailelerine ciddi bir maddi yük getiriyor ve aileler erkek çocuğu sahip olmayı yeğliyor.

Aslında, başlık parası geleneği nedeniyle de binlerce kadın cinayetlere kurban gidiyor. 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre, aileleri tarafından başlık parası ödenmeyen kadınlar ya dışlanıyor ya da cinayete kurban gidiyor. Araştırmaya göre, günde 10 ila 20 kadın başlık parası yüzünden eşinin ve ya ailesinin hedefi oluyordu.

Kız çocuklarına karşı olan isteksizlik sadece yoksul ve ya kırsal kesimlerdeki Hindular’a ait bir fenomen değil ve şehirli, yüksek öğrenim görmüş ve ya zengin ailelerde dahi sıkça görülen bir uygulama.

Hindistan’da düğünlerde evlenen genç kızlara söylenen ve sıkça kullanılan bir dilek ise, kadınların toplumdaki yerini daha net ortaya koyuyor : ‘Yüz erkek çocuğuna anne olasın’.

ERKEK ÇOCUK IÇIN CİNSİYET BELİRLEME YÖNTEMLERİ YAYGIN

Hindistan’da özellikle son 30 yılda yaygınlaşan kürtajların hemen hemen tümü kız çocuk olacağı anlaşılan ceninlere uygulanıyor. Son 20 yılda yaygınlaşan ultrason tekniğinin de yardımıyla ceninin cinsiyeti belirleniyor ve eğer kız çocuğu olacaksa cenin kürtaj yolu ile alınıyor.

Hamilelik ve ya doğum öncesi diagnostik yönteminin de yaygınlaşması sonucu Hindistan hükümeti 1994 yılında çıkardığı bir yasa ile cinsiyet belirlemeye dönük tıbbi yöntemleri yasaklamıştı. Preconception and Prenatal Diagnostic Techniques Act adı verilen yasaya rağmen, özellikle ‘merdiven altı’ denilen kaçak sektörün de devreye girmesi kaçınılmaz oldu. Yasanın özellikle nüfusun çoğunun yaşadığı kırsal kesimlerde uygulanamaması nedeniyle, binlerce kadın sağlıksız yapılan cinsiyet testleri ve kürtajlar nedeniyle hayatını kaybediyor.

KIZ ÇOCUKLARIN ORANI GİDEREK AZALIYOR

Kız çocuklarının bir yük olarak görüldüğü Hindistan’da, 2011 yılında yapılan nüfus sayımında 1,2 milyarlık nüfus içerisinde kadınların oranı yüzde 48,5. Son yıllarda uygulanan tıbbi müdahaleler nedeniyle, 0-6 yaş arasındaki çocuklarda her 1000 erkek çocuğa yalnızca 914 kız çocuğu düşüyor.

2001 yılı nüfus sayımına göre, ülkedeki 600’ün üzerindeki şehirden 162’sinde 0-6 yaş arası kız çocuklarının aynı yaştaki erkeklere oranı, ulusal düzeyin altında yani bine karşı 914 oranının altında idi. 2011 yılı sayımlarına göre ise, 232 şehirde kız-erkek çocuğu dengesi 914’e bin oranının altındaydı. Pencap ve Hayrana gibi eyaletlerde bu oran, 1000 erkek çocuğa 800 kız çocuğuna kadar düşüyor.

Kanada merkezli çalışan Global Sağlık Araştırmaları Merkezi üyesi Hintli profesör Prabhat Jha’ya göre, ülkede son 30 yılda 4 ila 12 milyon arası kız çocuğu kürtaj yoluyla alındı.

HASTALIKTAN ÖLEN KIZ ÇOCUKLARI DAHA FAZLA

5 yaş altı çocuklarda görülen ölümlerde de kız çocuklarının fazlalığı dikkat çekici. Azadindia adlı kuruluşun yaptığı araştırmaya göre, her yıl 5 yaş altı 1,7 milyon çocuğun çeşitli hastalıklar nedeniyle öldüğü Hindistan’da, ölen kız çocuklarının sayısı erkek çocuklara oranla 300 bin daha fazla. Bunun başlıca nedeni ise, kız çocukların sağlıklarına daha az önem verilmesi ve ya kaderlerine terk edilmeleri olarak belirtiliyor.  (Bedran DENİZ - ANF)

Diğer Haberler

Diğer Haber Başlıkları
16 Aralık 2014 Salı 23:31
14 Aralık 2014 Pazar 23:09
14 Aralık 2014 Pazar 21:03
13 Aralık 2014 Cumartesi 16:27
11 Aralık 2014 Perşembe 08:32
10 Aralık 2014 Çarşamba 22:55
10 Aralık 2014 Çarşamba 14:39
10 Aralık 2014 Çarşamba 07:39
09 Aralık 2014 Salı 22:30
09 Aralık 2014 Salı 00:17