Barzanî Cejna Remezanê pîroz kir
Mesûd Barzanî, di peyama xwe ya Cejna Remezanê de pîrozbahiyeke germ li malbatên şehîdan kir û got, azadî û mayîna me berhema xwîna şehîdên serbilind ên Kurdistanê ye.
ABD Gazze’deki Katliama Doğrudan Karıştı
Ünlü düşünür Noam Chomsky, ABD’nin İsrail’e askeri ve siyasi destek vererek, Gazze’deki katliamlara doğrudan karıştığını söyledi. ABD'nin hesap vermesi gerektiğini belirten Chomsky "Müslümanlara bir kez daha ihanet etti" dedi.
Rewşa kirdkîya nuştekî
Ez hêvîdar a ke xebata kirdkîya nuştekî bi nê tempoyî roje bi roje hîna aver şiro.
30 Mart Seçimi Ne Kadar Yerel?

30 Mart Seçimi Ne Kadar Yerel?

18 Aralık 2013 Çarşamba 08:04
Eş Başkanlık müessesini ihdas ettiler. Bu durum, hem paylaşımı kolaylaştırmakta hem de özellikle Belediye Başkanlıklarında var olan PKK-KCK komiserlerini meşrulaştırmak adına önemli bir adım.

30 Mart Seçimi Ne Kadar Yerel?

Zülküf ER

30 Mart Yerel Seçimleri yaklaştıkça partilerin çalışmaları da gittikçe yoğunlaşıyor. Her Yerel Seçime muhakkak ki; farklı anlamlar yüklenir. Çünkü Yerel Seçimler genellikle Genel Seçimlerin provası hükmündedir. Genelde iki Yerel Seçimin ortasına gelecek bir zamanda yapılan Yerel Seçimler, hem iktidar hem de muhalefet partileri için bir sınama mecrası olduğundan büyük önem arz eder.

Var olan heyecan ve çekişmelere bakacak olursak bu Yerel Seçimleri Yerel Seçim olarak adlandırmak seçim atmosferine haksızlık olsa gerek. Her şeyden önce bu seçimin heyecanı, önceki seçimlere göre daha erken başlamış oldu.

Bu seçimi önemli kılan etkenlerden bir tanesi ise aday profilleri ve özellikle muhalefet partilerinin arayışları olsa gerek. İktidar Partisinin açıkladığı adaylara bakınca en başta İktidar partisinin bu seçimlere her zamankinden daha fazla asıldığını görebiliriz. AKP tarafından açıklanan 81 Aday arasında 3 Bakan, eski yeni 11 Milletvekili, Genel Başkan Yardımcıları ve Bakan Yardımcıları bulunuyor. Tüm bunların dışında adaylık için başvuran ama aday gösterilmeyen onlarca faal mebusun olduğunu da unutmayalım.

AKP, hem Çankaya seçimini hem de Erdoğansız girilecek ilk Genel Seçimleri garantiye almak adına bu kadar sıkı çalışırken Ana Muhalefet ise, tek başına yenemeyeceğine inandığı AKP`ye karşı güçlü bir blok oluşturmak peşinde. Solculuğun iflasın eşiğinde olduğunu gören Kılıçdaroğlu, fikir siyasetinden çok Makyavelist bir politika takip etmeye başladı. Şu anda AKP karşısında oyunu artırmak için her yolu mubah gören CHP, özellikle AKP`nin güçlü olduğu seçim bölgelerinde sağ tandanslı adaylara yönelmeye başladı. Ankara bunun en güzel örneği olsa gerek. Ankara`da Gökçek`in karşısına kendi içinden güçlü bir aday çıkaramayan CHP`nin, MHP eskisi Mansur YAVAŞ`a yönelmesi bir tür tükenmişlik sendromunun yansıması olsa gerek.

Ana Muhalefet aynı durumu İstanbul için de sergilemek üzere. 20 yıldan beridir İstanbul`da seçim kaybeden CHP, denize düşen yılana sarılır misali Mustafa SARIGÜL`e yöneldi. Parti arşivinde SARIGÜL`e ait yolsuzluk dosyaları raflarda yoğun bir yer tutarken ve anılan şahıs, yolsuzluk dolayısıyla partiden kovulmuşken bugün bulunmaz Hint kumaşı gibi el üstünde tutuluyorsa, vardır bu işte derin bir hesap.

Gelelim MHP`ye. Anlaşılan o ki MHP bu seçimde adını koymasa bile CHP`ye çalışacak. CHP`nin izlediği AKP karşıtı sessiz bir ittifak oluşturma fikrine zımnen destek vermiş gibi duran MHP, seçimlere düşük profilli adaylarla girerek CHP`nin yanında yer almış gibi duruyor. Tabi ki bu, adı konulmuş veya resmi bir ittifak değildir. Diğer partiler Genel Başkan Yardımcıları, Milletvekilleri düzeyinde aday belirlerken MHP`nin onların gerisinde kalması bu fikri destekliyor. MHP, Ankara`da Mansur YAVAŞ`ı İstanbul, İzmir gibi Metropollerde ise pekâlâ Genel Başkan Yardımcılarından birini aday gösterebilir o ili almasa bile oylarını yükselte bilirdi. Ama bunun tersini tercih ederek AKP karşıtı blokta yer almayı seçti. Tabi bu durum aks-ül amel ile de cevap bulabilir. Düşük profillerin yarattığı rahatsızlıkla, MHP`den kaçan oylar AKP`ye akabilir. Nitekim 2010`da yapılan Referandumda böyle olmuş, MHP`nin tavrından rahatsızlık duyan Milliyetçiler, Evet, demişlerdi.

Türk CHP`sinin yanında Kürt CHP`si BDP`nin de kafası karışık gibi görünüyor. Çünkü her şeyden önce bir türlü parti kimliğine kavuşamadılar. Emir aldıkları o kadar çok yer var ki; onlar da ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Özellikle aday belirlemede çok zorlandıkları ortada. Kandil`in ayrı, KCK`nın ayrı, Avrupa kanadının ayrı, İmralı`nın ayrı bir adayı olunca iş çorbaya dönmüş oluyor. Ha bir de MİT`in aday ataması da söz konusu. Çünkü resmiyet kazanan bilgilere göre MİT; KCK ve YDG-H`nin içine bin dolayında ajanını sokmuş durumda. Bu da elbette MİT`e de aday belirleme sürecinde söz sahibi olma yetkisi vermektedir. BDP Batman`da yaşanan adaylık çekişmesi ve ön seçimde en çok oy alan aday adayının basın önündeki haykırışları ortada. Ahmet Türk`ün Mardin sevdası ve özellikle Kandil`in ona karşı çıkışını da unutmamak lazım.

Bir de HDP gerçeği var ortada. Kürt muhalefetini parçalamak ve Türk Solu`nun ütopik hayallerine eklemlemek adına MİT tarafından önce İmralı`ya onun aracılığıyla da BDP`ye empoze edilen bu proje, tamamıyla Kürt Halkı`nı iradesizleştirme projesidir. HDP projesi masum bir siyasi proje olmayıp HDP bileşenleri aracılığıyla Kürt Halkı`nın içerisine ahlaksızlık ve iradesizlik tohumları ekme projesidir. Nitekim geçmişi şaibeli eski tüfek Kürkçü`ye terk edilen dükkân maalesef bu kez tilkilerin değil masum halkın derisini soymak üzere kurgulanmış durumda.

Bu seçim BDP için birkaç açıdan çok önemli olsa gerek. Her şeyden önce ilk kez, sözde de olsa bir barış süreci içerisinde seçime giriyorlar. Silahlı tehdidin olmadığı bir süreç var gibi görünüyor. Belki de bu seçimde eli silahlı PKK `ciler köylere gidip, bu köyden BDP`den başkasına bir tek oy çıkarsa hepinizi…, diye başlayan tehditler savuramayacak. Bunun sandığa nasıl yansıyacağı elbette ki önemli bir durum. Barış süreci bölgede AKP`ye yaramış gibi duruyor. Özellikle D.Bakır`da AKP, kazanmasa bile bu kez BDP`yi çok zorlayacak gibi duruyor.

BDP için ikinci etken ise HDP birlikteliğinden doğan LGBT aşkı. Acaba Kürt halkı bu durumu nasıl karşılayacak. BDP, bu tür insanları Kürt oylarıyla meşrulaştırmak istiyor. Bakalım dindarlığından şüphe duyulmayan Kürt Halkı, bu sapkınlıklara teveccüh edecek mi?

BDP için bu Yerel Seçimdeki en önemli açılardan biri de Hüda Par olsa gerek. Diğer partilerin aksine bölge merkezli bir parti olması hesabıyla Hüda Par da en az BDP kadar halka dokunacak, halkın içinde olacaktır. Ayrıca BDP için en azından yüzde 15`lik bir sandık başı tehdidi ve hilesi olduğu da gerçek. BDP, Hüda Par sandık görevlilerinin buna müsaade etmeyeceklerinin bilincindedir, diye düşünüyorum. Belki de buna binaen BDP özellikle D.Bakır`da Eş Genel Başkan ile seçime girmeyi tercih etti. Hatta Belediye Başkanlıklarında da Eş Başkanlık sistemine geçeceklerinden bahsediliyor. Aslında bu durum, yukarıda bahsettiğim çok yerden emir almalarının bir neticesidir. Emir veren çok olduğu için paye isteyen de doğal olarak çok oluyor. Talepleri karşılamak adına, Eş Başkanlık müessesini ihdas ettiler. Bu durum, hem paylaşımı kolaylaştırmakta hem de özellikle Belediye Başkanlıklarında var olan PKK-KCK komiserlerini meşrulaştırmak adına önemli bir adım. Yoksa demokrasi ya da kadın haklarıyla ilgili bir durum değil. Tamamen arz-talep meselesi.

Partilerin özellikle de iktidar, ana muhalefet ve BDP`nin adaylıklara yeni yüzler göstermek yerine eski ve bilinen insanlara yönelmesi bu konuda bir sorunun olduğunun işaretidir. Demek ki anılan bu partilerin hiç biri liderlik kapasitesine sahip yeni simalar yetiştiremiyorlar. Bu, anılan partilerin şahsında Türkiye`nin sorunudur aslında. Bir dönem, onlarca yıl Demirel, Ecevit ve Erbakan üçlüsüyle götürülen Türkiye siyasi hayatı aynen bu gün de o sıkışmışlığı yaşıyor. Bu gün ise üçlü değil tek bir figür var siyasi hayatı yönlendiren. Erdoğan şu anki Siyasi hayatın tek figürü olarak duruyor. CHP ve MHP`nin liderleri ise onun yanında sönük kalıyorlar.

Ama bu durum, Erdoğan ve partisi için sevinilecek bir durum değil, bilakis endişe edilecek bir durumdur. Çünkü AKP`nin de Erdoğan sonrası için pek bir alternatifi görünmüyor. Erdoğan gibi partiye hâkim birisinden sonra partinin başına kim geçerse geçsin güçsüzlüğe ve tartışmaya yol açacaktır.

O yüzden siyasete ve Siyasi hayata yeni yüzler ve figürlerin katılması lazımdır. Gelinen aşamada bunu bir tek Hür Dava Partisinde görüyoruz. Hür Dava Partisi, siyasette yeni bir soluk olmanın yanında siyasete kazandırdığı yeni yüzlerle de dikkatleri çekiyor.

Türkiye Siyasetinin içinde bulunduğu kısır döngüden kurtulabilmesi için çok farklı ve her kesimin dertlerine derman olabilecek bir alternatife ihtiyacı vardır. Gelinen aşama, Hüda Par`ın bu sorumluluğa talip olması gerektiğini göstermektedir.

Kürt Siyasi hayatı için de Hüda Par`ın kuruluşu bir milattır. Çünkü Kürt siyaseti baskı ve tehdit zoruyla bölge Kürtleri açısından tamamen etnik siyasete dönüştürülmüştür. Oysa Kürtlerin de medenice yaşamaya, etkin belediyecilikten istifade etmeye hakkı vardır. İşte bu açıdan Hür Dava`nın varlığı Kürtler için bir şanstır. Umarım Kürt Halkı ayaklarına kadar gelen bu şansı yitirmez.

Selam ve Dua ile

Diğer Haberler