Zewac, parvekirina jiyanê ye
Ji bo zewaca bextewar û serfîraz, ew mêr û jin ên ku bi benê evîndarî û hezkirinê bi hevdû ve hatine girêdan, lazim e ku qedr û qîmetê hev bizanin, ji hev re fedakariyê bikin û heq û huqûqên hev îhlal nekin.
PKK’nın silah bırakması: Kaçırılan fırsatlar
19 Ekim 2009 günü, Kandil ve Mahmur’dan 34 kişilik bir grup, "demokratik açılım" kapsamında Habur’dan Türkiye’ye giriş yaptı.
SORGUDA - VI
Yazılarıma, kitap, gazete ve dergilerime el konuldu, yine ağır işkenceden dolayı iki yıl boyunca psikiyatrik tedavi gördüğüm için yazınsal çalışmalarım ağır sekteye uğradığından 17.04.2003 tarihinde İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtık.
2013 Newrozu tarihsel anlam taşıyor

2013 Newrozu tarihsel anlam taşıyor

10 Mart 2013 Pazar 18:24
DTK ve BDP Eşbaşkanları Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de 42 il ve 130 merkezde kutlanacak olan 2013 Newrozu’nun tarihsel bir anlam taşıdığını belirtti.

Eşbaşkanlar, “Bu Newroz Kürt halkının kendi statüsünü belirleyeceği, Kürt Halk Önderi Öcalan’a özgürlüğü talep edeceği, yeni dönemin rotasını belirleyecek bir Newroz olacak” dedi.

DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk ve BDP Eşbaşkanları Gültan Kışanak ile Selahattin Demirtaş Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de yapılacak Newroz kutlamalarına ilişkin DTK binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.

Amed Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir, BDP Amed İl Eş Başkanı Zübeyde Zümrüt’ün de katıldığı toplantı salonuna, “Bi rızgariya demokratik, Newroza jiyana azad, Newroz piroz be” yazılı pankart asıldı.

DTK Eş Başkanı Ahmet Türk yaptığı konuşmada, Kürt halkı, STK’lar, BDP ve DTK olarak bir bütün olarak Newroz’u sürecin ruhuna uygun biçimde, Kürt halkının geleceğinin belirleneceği şekilde kutlayacaklarını ifade etti.

AHMET TÜRK: KÜRT HALKI NEWROZ’DA STATÜSÜNÜ BELİRLEYECEK

Türk, “Bu newroz özgürlüklerin mücadelesinin Newroz’u, Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için, halkımızın çığlığını duyurduğu bir Newroz olacak. Halkımızın kendi statüsünü belirleyeceği bir Newroz olacak. Bu Newroz’u bir bütün olarak halkımızla birlikte alanlarda özgürlük, barış sesimizi, Kürt sorununun barış sesini haykıracak bir Newroz’a dönüştüreceğiz. Demokratik siyasetin artık barışa katkı sunacak bir dönem olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu Newroz’un ve Kürt mücadelesinin artık Kürt halkının bir bütün olarak omuzunda olduğu bir Newroz olarak değerlendiriyoruz. Bu Newrozu ezilenlerin başkaldırısı olarak yine Ortadoğu halklarının daha demokratik özgür bir geleceği için bir mesaj olarak değerlendiriyoruz. İnanıyoruz ki Kürt halkının yıllardan beri sürdürdüğü özgürlük mücadelesi bugün artık çözümü dayatmıştır. Kürt sorununun çözümü, Kürt halkının özgürlüğü Türkiye’nin özgürlüğü anlamına gelecektir. Ortadoğu’nun geleceğini çok derinden etkileyeceğini biliyoruz” diye konuştu.

“Bu Newroz’u yeni bir sürecin, dönemin başlangıcı ve müjdecisi olarak değerlendirdiklerini belirten Ahmet Türk, “Newroz’a sahip çıkmak özgürlüğe, demokrasiye sahip çıkmaktır” dedi.

BDP, DTK ve STK’ların ortaklaşa bir Newroz program çıkardıklarını ifade eden Türk, 2013 Newrozu’nun 42 il 130 merkezde kutlanacağını bildirdi.

Amed Newrozu’na da dikkat çeken DTK Eşbaşkanı , “1950 kişiye, partilere kurumlara, şahsiyetlere davetiyeler gönderdik. İnanıyorum ki bu Newroz’da dünyanın her yerinden gelip Amed Newroz’unda bulunacaklardır. Biz bu süreci halkımızın hak ve özgürlüklere sahip çıktığı bir süreç olarak görüyoruz. Yine biz bu süreci yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Sayın Öcalan’ın da mesajından anlaşıldığı gibi artık klasik yöntem ve anlayışlarla değil, daha geniş perspektifle halkımızın gündemine getireceğiz” diye konuştu.

“2013 yılı Newrozu yeni dönemin başlangıcıdır, yeni dönemin mücadele biçimidir” diyen Türk, Amed Newrozu’nun vereceği mesajın çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Amed Newrozu’nun mesajları Kürt halkının taleplerinin gerçekleşmesi için önemli bir gündür. Bütün halkımızınNewroz alanlarında, özgürlüğe bir yürüyüş olarak katılmasını istiyorum” dedi ve Kürt halkına alanlarda olma çağrısında bulundu.

TUĞLUK: 2013 NEWROZU TARİHSEL ANLAM TAŞIYOR

DTK Eş Başkasını Aysel Tuğluk ise, 2013 Newrozu’nun tarihsel bir anlam taşıdığını belirttiği konuşmasında, “Çünkü Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü konusunda yeniden tarihsel bir fırsatı yakalayacağımız bir süreci yaşıyoruz. Ülkemizin, Türkiye’nin, halkımızın geleceğinin belirleneceği bir tarihsel süreç olarak ifade etmeyi doğru buluyorum. Aslında bu süreç herkes için bir karar anını, bir seçim yapma anını da ifade edecek önemli bir süreç. Bu yılki Newroz’u tarihsel kılan en önemli nedenlerden bir tanesi tabii ki Sayın Öcalan ile devlet arasında yaşanan diyalogtur. Bizler bu süreci son derece önemli görüyoruz. Kürt demokratik kurum ve bileşenleri olarak başlatılan bu sürecin gerçek bir çözüme evrilmesi için, buradan özgürlükler ve demokrasinin kazanması için sürece dönek katkılarımızı, sorumlu yaklaşmamızı göstermeye devam edeceğiz. Bu Newroz bu açıdan da çok büyük anlam taşıyor” diye konuştu.

2013 Newrozu’nun Kürt toplumunun, dostlarının bir kez daha alanlara çıkarak Kürt sorununun diyalog ve müzakerelerle çözülme talebini ifade edeceği bir Newroz olacağını söyleyen Tuğluk şöyle devam etti:  “Sayın Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü talebinin haykıracağı bir gün olacaktır. Gerçekten barış ama nasıl bir barış olacağı konusunda bir iradenin açığa çıkacağı bir Newroz olacaktır. Biliyoruz ki halkımız bir kez daha alanlarda diyalog ve barışçıl çözüm noktasındaki iradesini en güçlü, en kitlesel bir şekilde ortaya koyacaktır. Evet barış, evet diyalogla çözüm ama bunun onurluca olması. Bunun gerçekten Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı taleplerinin kabul edilmesi talebi, bizler tarafından ve halkımız tarafından dile getirilecektir.

TUĞLUK: BU NEWROZ ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK NEWROZU

Belki bu kez belki de son kez Kürt sorununun demokratik çözümü ve diyalogla çözümü konusunda tarihi bir fırsat yakalanmış durumdadır. Ya bu sorunu cidden konuşarak, diyalogla çözüm yoluna koyacağız, ya da yeniden bir kapışma yaşanacak ve hepimiz kaybedeceğiz. Biz hepimize kazandıracak şeyin demokrasi ve demokratik çözüm olduğuna inanıyoruz. Biz de bunun için çabamızı devam edeceğiz.

Bu Newroz Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün talep edileceği bir Newroz olacak. Eğer Kürtlerle barışmaktan, Kürt sorununun demokratik çözümünden bahsediliyorsa, tartışmasız bir aktör olduğu açığa çıkmış olan Sayın Öcalan’ın rolünü ve misyonunun oynayabileceği koşullarının yaratılması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın özürlüğüne gidecek yolun sürecinin önü açılması gerekiyor. Toplumsal barış için bu gereklidir. Sayın Öcalan sadece Kürtler için vazgeçilmez bir irade değildir, Türkler için de bir şanstır. Çünkü Sayın Öcalan Türkiye’den bakan Türkiye’de çözüm isteyen bir liderdir. İmralı’da başlatılan görüşmelerin de ana özünü bu oluşturmaktadır. Türkler ve Kürtlerin birlikte kazanacağı bir demokratik sistem öneriyor. Bu fırsat umarım doğru değerlendirir.

‘İMRALI’YA NASIL YAKLAŞILIYOR?’

İmralı’ya nasıl yaklaşılıyor? Gerçekten İmralı’ya bir çözüm olarak mı yaklaşılıyor, yoksa işin içerisinde bir hesap mı var? Biz bu soruyu sormak istiyoruz. İmralı’ya çözüm endeksli bir yaklaşım söz konusu olursa, gerçek bir demokratik çözümün olması çok yüksek olacaktır. Biz Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu iradeyi çok önemli görüyoruz ve hepimiz açısından bir fırsat olarak görüyoruz. Yok, eğer bir takım hesaplar söz konusu ise, bu en baştan İmralı’dan dönecektir. Kürtler artık aldatılan bir halk olmaktan çıkmıştır. Biz artık devleti ve siyasi iktidarı zihniyet olarak yeni bir pozisyon almaya davet ediyoruz. Geçmişin inkar ve imha sürecine dayalı, yeni bir çözüm sürecinden bahsedilemez. Pozisyonların bu çerçevede ele alınması gerekiyor. Sayın Başbakan’ın barış ve eşitlik dememek gerekir sözünü, sürecin ruhuna zıt bir açıklama olarak görüyoruz. Tabiki barış denecek, eşitlik denecek. Kürt sorununun çözümü demokratik ve eşitlik temelde olmak zorundadır. Biz halkımızı alanlara tam da eşitlik talebini yükseltmek için davet ediyoruz. Onurlu bir barışı dilendirmek için davet ediyoruz. Bunlar olmadan bir barıştan, bir çözümden bahsedilemez. Hükümetin bir takım açıklamalarını sürece uygun olmadığını, zaten var olan kaygıları artırıcı olduğunu düşünüyoruz.”

‘ROBOSKİ RAPORU VİCDANSIZLIKTIR’

Meclis Uludere Alt Komisyonu’nun hazırladığı Roboski Raporu’na da dikkat çeken Tuğluk, “34 sivil insan devletin savaş uçakları tarafından katledilmiş ve Meclis İnsan Hakları açısından bunu bir koordinasyon hatası olarak bağlamak, vicdansızlıktır. Biz bu raporun geri çekilmesini istiyoruz. Siz bu katliamlarla yüzleşmeden, nasıl barışı gerçekleştireceksiniz? Ben buradan insan hakları komisyonu üyelerine diyorum ki keşke biraz insan kalabilseydiniz bu raporu hazırlarken. Maalesef insanlık ve vicdan testinden geçilememiştir. O nedenle bu raporun derhal geri çekilmesi gerekiyor. Bu tür yaklaşımlar devam ettiği müddetçe hiç kimse gerçek bir barıştan bahsedemez. Kürt halkını barışa böyle ikna edemeyiz. O nedenle Roboski katliamı ve geçmişte yaşanan bu tür olayların faillerinin ortaya çıkarılması, yargılanması ve bu halktan özür dilenmesi gerekiyor” dedi.

TUĞLUK: NEWROZ İRADE BEYANI OLACAKTIR

Tuğluk, “Özellikle Sayın Öcalan tarafından eğer birlikte yaşam, birlikte çözüm, ortak yarar üzerine bir siyaset izleniyorsa, hiç kimse zan etmesin bu çaresizlikten ya da alternatifsizlikten bu süreç gerçekleşiyor. Kürt hareketini Kandil’de gördük, kendi öz gücüyle bu süreci sona ulaştırma iradesi vardır. İktidar sanki diz çöktürmüşler, sanki çaresizler gibi bir dil kullanıyor. Eğer birlikte yaşamdan ısrar ediliyorsa, bu Sayın Öcalan’ın Demokratik Cumhuriyet paradigmasının bir sonucu olarak gelişiyor. Bizler de en yararlı çözümün bu olduğuna inandığımız için böyle yaklaşıyoruz. Yoksa Kürtlerin alternatifleri, farklı çözümleri vardır. Demokrasi herkese kazandıracaktır. Sayın Öcalan’ın başlattığı bu sürece bir zihniyet değişimine ihtiyaç olunan bir süreçteyiz. Umut ediyoruz ki Türkiye devleti ve iktidarı meseleye bu çerçevede bu eksende bakar ve birlikte kazanmanın yolunu hep birlikte yaratabiliriz. Bu Newroz gerçekten de taleplerimizi, özgürlükte ısrarımızı, statümüzde ısrarımızı, bir halk olmaktan kaynaklı haklarımızı ve taleplerimizi en güçlü ortaya koyacağımız bir Newroz olacaktır, bir irade beyanı olacaktır. Nasıl bir çözüm istediğimiz konusunda da hükümeti ve iktidrara nasıl bir çözüm istendiğini bir kez daha görecektir. Bu nedenle tarihi bir Newrozdur. Milyonların sokağa çıkarak kendi sözünü söylediği, iradesini ortaya koyduğu, Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep ettiği bir irade ortaya çıkacak. Halkımız bu yaklaşımla alanlara akacak” diye sürdürdüğü konuşmasını, Türk devletinin Newroz’da ortaya çıkan iradeyi esas almasını ve sürecin geliştirilmesini umduklarını ifade ederek tamamladı.

DEMİRTAŞ: NEWROZ MESAJI YENİ DÖNEMİN ROTASINI BELİRLEYECEK

DTK Eş Başkanlarının konuşmalarının ardından söz alan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 2013 Newrozu’nun da diğer Newrozlar gibi demokrasi ve özgürlük açısından bir sıçrama noktası olacağını belirttiği konuşmasında, Newroz’un tarihten bu yana her zaman halkın önünü açan görkemli kutlamalar olduğunu ifade etti.

2013 Newrozu’nun siyasete doğru yolu gösteren halkın taleplerini ortaya koyan, çözüm noktasında adım atılmasının istendiği bir Newroz olacağını söyleyen Demirtaş, “Bu Newroz yeni başlayan bir dönemde de halkın inisiyatif aldığı, temel aktör olduğu bir Newroz olacak. Her yıl önceki yıllara nazaran daha fazla kitleselleşiyor. Bu yılki Newroz yapılmış en büyük kutlamalara sahne olacaktır. Bölgenin her yerinden bu yılın Newrozunda çıkacak mesaj, Sayın Öcalan’ın Newroz vesilesiyle verecek mesaj, yeni dönemin rotasını değiştirecek. Bölge dengelerini etkileyecek bir mesaj olacaktır. İstanbul’dan Hakkari’ye kadar kutlanacak tüm Newrozlarda kadın, çocuk genç, yaşlı herkesi Newroz alanlarına davet ediyoruz. Bugüne kadar Newroz ateşi hiçbir zaman karanlıkları aydınlatmadan geçmedi, bu yıl da siyasetin tüm karanlık noktalarını aydınlatacak olan Newroz ateşi olacaktır. Siyasetçiler olarak halkımızın bize emanet ettiği temsiliyetin gereği açısından sorunların çözümünü siyasi yollarya, müzakere ederek, tartışarak çözmek zorundayız. Bu gelinen aşamayı da bir kazanım olarak, halkımızın ısrarlı, kararlı taleplerinin bir sonucu olarak görüyoruz. Bu tablo halkımızın bir kazanımıdır, bedellerle elde etmiştir ve tabiki sahiplenecektir” diye konuştu.

UMUT VE KAYGI BİRARADA

Birçok defa isyana, kanlı bastırmalara, kana, gözyaşına vesile olmuş yüzyıllık Kürt sorununda umutlar ve kaygıların bir arada olduğunu söyleyen Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu umutlar ve kaygılar bir arada yürümek zorundadır. Ne tam anlamıyla büyük bir umutla sürece herkes yaklaşabilir, ne de umudu bir kenara bırakıp korkuyla yaklaşabilir. Umut ve kaygı birlikte yürüdüğü oranda çözüm mümkün olacaktır. Barışa ve özgürlüğe inanan herkesin bu topraklarda artık kan akıtmadan, özgürce yaşayabilmektir. Mademki bu süreci hep birlikte destekliyorsak, bu kaygıları gidermek de hepimizin boynunun borcudur. Bizler Kürt bileşenleri olarak başından beri bu ciddiyetle yaklaştık ve karşıdan da bu ciddiyeti bekliyoruz. Unutulmasın ki bu sorunun adı Kürt sorunudur ve sorunun kaynağı da Kürt halkının temel haklarının gasp edilmiş olmasıdır.

Kürt halkının özgürlüğe kavuşmadığı bir süreçten barış çıkmayacaktır. İçinde demokrasi ve barış süreci barındırmayan bir süreç aldatma olur. Atılan her pratik adımın içinin doldurularak gitmesi, sürecin kaygılarını azaltacaktır. 1993’ten bu yana değişik ateşkesler, çözüm arayışları başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da, bu kez iyi değerlendirilirse kalıcı bir barışın fırsatı vardır. Bütün analar akan kanın durmasını haklı olarak istiyorlar. Her şeyden önce bu savaşın en çok acısını çeken kadınların istemleri bizim için talimattır. Bizim barıştan anladığımız şey onurlu bir yaşamdır. İçi doldurulmadan, olmaz.”

DEMOKRATİK SİYASET KANALLARI GERÇEKTEN AÇILACAK MI?

Demirtaş, sürecin her türlü gerilime ve provokasyona açık olduğunu ifade ederek ancak kendilerinin açık ve şeffaf bir tartışma ile bu sürece yaklaşacaklarını belirtti. Ve “Önemli olan kan akmadan, acılar olmadan siyasi zeminde bütün sorunlarımızı tartışabilir hale getirmektir, çözüm yoluna getirebilmektir. Burada kritik nokta şudur; hepimiz demokratik siyaset kanallarının açık olması konusunda hemfikir miyiz? Savaşın ve çatışmaların bitmesini istemek hepimizin talebidir. Ama bununla birlikte demokratik siyaset kanallarının açılması hükümettedir. İktidarın tekelleştirdiği siyaset alanı muhalefete açabilecek mi? Elindeki tekeli, medya, yargı tekelini, yasama tekelini bu açıdan demokratikleştirebilecek mi? Sürecin sağlıklı gelişmesi için bütün bunlar önemlidir” diye sözlerini tamamladı.

KIŞANAK: NEWROZ YENİ DÖNEMİN BAŞLANGICI OLACAK

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise, 2013 Newrozu’nu karşılama noktasındaki kararlılıklarını ifade ederek sözlerine başladı.

Newroz’un kelime anlamının yeni gün olduğunu belirten Kışanak, “Ben inanıyorum ki bu anlama en denk düşen bir Newroz olacaktır. Bu Newroz gerçekten yepyeni bir dönemin, sürecin başlangıcı olacak. Tarihsel olarak da Newroz böyle bir rol oynamıştır. Newroz tarihsel çıkışların yapıldığı, yeni dönemlerin başlattığı, büyük direnişlerin açığa çıktığı bir yıldır. Tüm halkımızı dostlarımızı barıştan, çözümden demokrasiden yana olan herkesi Newroz’da alanlarda olmaya davet ediyorum. Bu tarihsel çıkışa en azından tanıklık etmeliler ama bence herkes kendi gücünü kendi enerjisini, birikimini, sözünü de bu yeni tarihsel dönemin başlangıcına katmalıdır. Adalet arayışı olanlar gelip en güçlü şekilde gelip Newroz’da, alanlarda bu taleplerini haykırmalı. Çözüm talebi olan, demokratikleşme talebi olan, demokratik bir gelecek arzulayan herkes kendisini bu yeni güne böyle katmalıdır. Barış isteyenler en güçlü şekilde Newroz alanlarına akmalı ve gerçek anlamda onurlu bir barışın tesis edilmesine kendileri de katkı yapmalıdır. Bu Newroz’a katılmak herhangi bir kutlamaya katılmanın ötesinde bir kutlama olacaktır” diye konuştu.

KIŞANAK: MÜZAKERE BİR YOLDUR, YOLCULUKTUR

Newroz’un tarihsel çıkış anlamını taşıması kendileri için de bugüne güçlü bir şekilde hazırlanmanın gerekçesi olduğunu belirten Kışanak, BDP ve DTK olarak HDK, STK’lar ve siyasi partiler ile birlikte süreci en güçlü şekilde örgütlemeye çalışacaklarını söyledi. Bu Newroz’u en görkemli şekilde geçmesi için hazırlıkları sürdürdüklerini söyleyen Kışanak şunları kaydetti: “Halkın katılmadığı, doğrudan özne haline gelmediği hiçbir süreç bizi çözüme götüremez. Biz seyreden değiliz, doğrudan oyun kurucuyuz. Oluşturulacak çözüm politikaları etrafında örgütlenerek bu süreç doğru bir yön verebiliriz. Uzunca yıllardır mücadelesini verdik anlatmaya çalıştık, Kürt sorunu demokratik yöntemlerle çözülebilir dedik. Yine Kürt sorunu diyalog e müzakere yöntemiyle çözülebilir dedik.”

Kışanak sözlerini şöyle tamamladı: “Müzakere bir yoldur, bir yolculuktur, bir süreçtir. İlk adım atılmıştır ancak bunun devamının gelmesi gerekir. Müzakerenin koşullarının kurulması gerekir, müzakerenin kurumlarının, koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu yolun sonuç alıcı noktaya gelmesi için bu mekanizmaları kurmak gerekiyor. Bu ilk adımdan itibaren kendi gücünü, kendi politikasını, iradesini ortaya çıkararak bu yola katkı sunacağına inanıyorum.”

TÜRK: TÜRKİYE KAMUOYUNA BEKLENEN MESAJ GELMİŞTİR

Eş başkanlar konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Dünyanın her yerinden özgürlükleri savunan şahsiyetler siyasi partiler davet edildiğini belirten DTK Eş Başkanı Türk, “Türkiye kamuoyuna beklenen mesaj gelmiştir, Sayın Öcalan demokratik bir ülkede halkları buluşturmaya yönelik bir çalışmanın içinde olduğunu beyan ettiler. Bu sürecin kalıcı barışa dönüşmesi için aslında burada yapılması gerekenler var. Ortak hasiyetlere ihtiyaç var. Kürt halkının taleplerini içselleştiren bir mantığa ihtiyaç var. Adalet, eşitlik hukuk, demokratik siyasetin geliştirilmesi konusunda ifadeler de var, mesajlar da var. Sayın Öcalan her şeyden önce yeni bir süreç, yeni bir anlayış, yeni bir diyalog. Gerçekten Cumhuriyet dönemindeki meşrutiyet dönemindeki ilişkilere benzemeyen, yeni bir diyalogu gelişmesi için mesajını vermiştir” dedi.

Yeni Şafak Gazetesi’nde, İmralı görüşme notlarıyla ilgili habere ilişkin soruları yanıtlayan BDP Eşbaşkanı Kışanak, “Bu haber provokatif bir haberdir, haber saptırmaya yöneliktir” diyerek haberi yapan muhabirin kendisiyle görüşmeden yaptığı gibi haberin ardından gazeteyi aramasına rağmen telefonlarına yanıt verilmediğini de belirtti. (anf)

Diğer Haberler